|
|
|
 |
Okunma |
|
110 |
Facebookta Paylaş
Kainattaki her bir ayrıntı, doğadaki ve canlılardaki kusursuz sistemler son derece mükemmel bir düzene sahiptir. İçinde yaşadığımız evrenin en büyüğünden en küçüğüne kadar hangi parçasını incelersek inceleyelim, her birinin bilinçli bir yaratılışın delillerini ortaya koyduğunu görürüz. Asla şaşmayan bir düzen içinde yörüngelerinde ilerleyen gök cisimlerinden canlılığın devamı için gerekli olan atmosferdeki gazların dengesine, insanın yaşamını devam ettirebilmesi için özel olarak tasarlanmış bedeninden, her biri ayrı bir uzmanlık gerektiren hücre, protein, DNA, atom gibi en küçük parçalara kadar genellemekle bitiremeyeceğimiz binlerce detay vardır. Tüm bunlar en mükemmel şekilde var edilmiştir ve kusursuz bir şekilde varlığını sürdürmeye devam etmektedir.
Ancak inkarcılar Allah'ın varlığına ve birliğine dair sayısız delili görmezden gelir, canlıların varlığını başıboş tesadüflerle açıklamaya çalışırlar. İnsanın vücudundaki kusursuz tasarımı, doğadaki canlılardaki yaratılış mucizelerini, kirazın, çileğin, portakalın tadını, gülün, menekşenin, hanımelinin kokusunu, kusursuz görünüşlerini, gökyüzündeki yıldızların, Ay'ın, Güneş'in benzersiz özelliklerini kör tesadüflere bağlar, yaratılış gerçeğini reddetmek için her yönteme başvururlar. Bu kişilerin nihai iddiası, kainattaki her bir ayrıntının milyonlarca yıl süren başıboş bir tesadüf sürecinin sonucunda, şuursuz atomların biraraya gelmeleriyle meydana geldiğidir. Bu konuda karşımızdaki en net örnekler evrim teorisini körü körüne savunup, çevremizi saran milyonlarca yaratılış delilini görmezden gelen evrimci bilim adamlarıdır.
Hücrenin varlığından dahi haberdar olmayan, 19. yüzyılda yaşamış Charles Darwin adında amatör bir biyolog tarafından ortaya atılan bu teori, günümüz bilimsel gelişmeleri karşısında çok büyük bir hezimete uğramıştır. Ancak bu teorinin en önemli özelliği dini inkar eden materyalist ideolojilere hayat bulabilecekleri sözde bilimsel bir zemin hazırlaması olmuştur. Bu nedenle de evrim teorisi -bilim karşısındaki büyük yenilgisine rağmen- materyalist bilim adamları tarafından ayakta tutulmaya çalışılmaktadır. Bu bilim adamları yaratılış gerçeğini inkar etmek uğruna bilimin gerçeklerini görmezden gelmekte, delillere itibar etmemektedirler. Onları en çok rahatsız eden, şey ise yaratılış gerçeğinin delilleriyle ortaya konması ve evrim teorisinin açmazlarının, eksiklerinin ve hatalarının bilimsel kaynakların ışığında gözler önüne serilmesidir. Evrimci bilim adamlarının evrim teorisine olan bağlılıkları artık bilimsel bir yaklaşımdan çıkmış, fikri bir saplantı, körü körüne bir bağlılık halini almıştır.
Kuran'da kendilerine Allah'ın varlığının delilleri getirildiği halde, atalarının dinine olan bağlılıkları nedeniyle inkarda direnen kavimler örnek olarak verilmektedir. Her türlü delile rağmen inanmamakta direnmeleri inkarcıların ortak bir karakteri ve özelliğidir. Allah Kuran'da inkarcıların bu yönlerini pek çok ayetle haber vermektedir:
Andolsun, sizden önceki nesilleri, resulleri kendilerine apaçık deliller getirdiği halde, zulmettikleri ve iman etmeyecek oldukları için yıkıma uğrattık... (Yunus Suresi, 13)
Günümüzde yaratılışı inkar edenler de yukarıdaki ayette haber verilen önceki nesiller gibi iman etmekte direnmektedirler. Bu kişiler apaçık bilimsel delillere rağmen, evrenin ve tüm canlıların tesadüfler sonucu meydana geldiğini, tesadüf eseri yaşadıkları bir dünyada hiç kimseye karşı bir sorumluluklarının olmayacağını iddia edebilmekte ve Kuran'dan yüz çevirmektedirler. İnançlı insanlar çevrelerindeki her yaratılış delilini hayranlıkla ve dikkatle izlerken, Allah'ın yaratışındaki ihtişam karşısında her gün hayranlıkları kat kat artarken, diğerleri bu delilleri göremeyecek kadar körleşmişlerdir. Kuşkusuz bu, söz konusu insanların vicdanlarının körelmesinin ve Allah'ın hak kitabından uzaklaşmalarının bir bir İnsanların gerçekleri görmezlikten gelmelerinin ardında yatan gizli neden ise, onların inkar etmeleri için çok ciddi bir çaba içinde olan şeytandır.Kuran'da, "Kim Rahman'ın zikrini görmezlikten gelirse, Biz bir şeytana onun 'üzerini kabukla bağlattırırız'; artık bu, onun bir yakın dostudur. Gerçekten bunlar (bu şeytanlar), onları yoldan alıkoyarlar; onlar ise, kendilerinin gerçekten hidayette olduklarını sanırlar" (Zuhruf Suresi, 36-37) ayetlerinde de bildirildiği gibi şeytan bu insanları doğru yoldan alıkoymaktadır. Allah'ın kusursuz plan ve tasarımı her yeri kaplamışken, şeytan inkar edenleri gerçeklerden uzaklaştırmakta, dünyevi meşgalelerle oyalayarak onların bu delilleri görmezden gelmelerine neden olmaktadır.
Şeytanın oyununa kapılan bu insanlar, kendilerine hakkı söyleyen insanlara şiddetle karşı çıkmaktadırlar. Bu durum onların iman edenlere karşı öfkelenmelerine, kin ve nefret duymalarına neden olmaktadır. İnkarcıların Allah'ın varlığına dair delillerin kendilerine gösterilmesinden ve anlatılmasından duydukları rahatsızlığı Allah bir ayette şöyle bildirmiştir:
... Elçileri onlara apaçık delillerle gelmişlerdi de, ellerini ağızlarına götürüp (öfkelerinden ısırdılar) ve dediler ki: "Tartışmasız, biz sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyleri inkar ettik... (İbrahim Suresi, 9)
Bu konuyu önemli kılan asıl sebep, inkar edenlerin gerçekleri -Allah'ın varlığına dair delilleri ve Kuran'ın hak kitap olduğunu- kasıtlı olarak görmezden gelmeleridir. Bu kimseler bu gerçekleri bile bile inkar eder, düşünmek istemezler. Allah'ın "… Oysa onlardan bir bölümü Allah'ın sözünü işitiyor, (iyice algılayıp) akıl erdirdikten sonra, bile bile değiştiriyorlardı." (Bakara Suresi, 75) ayetinde bildirdiği gibi akıl erdirmekte, ama inkar etmektedirler. Çünkü yaratılış gerçeğini fark etmek, Allah'ın eşsiz sanatını takdir edebilmek için uzun uzun düşünmeye, saatlerce araştırmaya ya da okumaya gerek yoktur. İnsan vicdanının sesini dinleyip, samimi bir kalple biraz dikkat sarf ettiği, birkaç saniye düşündüğü takdirde yaratılış gerçeğini inkar edemeyecek duruma gelecektir. Yapması gereken tek şey vicdanının sesine kulak vermesi ve şeytanın yöntemlerine karşı dikkatli olmasıdır.
|