|
|
|
 |
Okunma |
|
157 |
Facebookta Paylaş
Şeytan doğrunun ve iyinin duyulmasına asla taraftar değildir. Çünkü Kuran'ı duyan ve dinleyen bir kişi vicdanının sesine uyarak, iyilerin yanına geçebilir; hakkı uygulamaya, yaşamaya ve yaşatmaya başlayabilir. İşte bu yüzden şeytan öncelikle taraftarlarını Kuran'dan, dolayısıyla da Kuran'ı tebliğ eden Müslümanlardan uzak tutmaya çalışır. Allah insanları güzel ve doğru olanı yapmaya, Allah'ın hoşnutluğunu kazanarak nimet içinde yaşam sürmeye davet ederken, insanların çoğu şeytanın emirlerine uyarak kendilerine anlatılanı duymamak için ellerinden gelen herşeyi yaparlar. Allah, "İnkar edenler dediler ki: 'Bu Kuran'ı dinlemeyin ve onda (okunurken) yaygaralar koparın. Belki üstün gelirsiniz'." (Fussilet Suresi, 26) ayetiyle bu kimselerin nasıl bir yaklaşım içinde olduklarını bildirmiştir.
İnkar edenler Kuran'ı dinlememek için çeşitli demagoji yöntemlerine başvurur, yüksek sesle üstün gelmeye çaba harcar, konuyu değiştirmeye çalışır, saldırgan bir üslupla ayetlerin okunmasını engellemeye gayret ederler. Bu yöntemler işe yaramazsa, bu kez iman edenleri susturmak için şiddete, tehdite ve türlü baskı yöntemlerine başvurabilirler. Bunları yapmalarının nedeni ise duydukları gerçeklerden etkileneceklerinden, vicdanlarının harekete geçeceğinden ve bazı düşüncelerinin ne kadar hatalı olduğunu fark edeceklerinden korkmalarıdır. Bu korkularını onların yüz ifadelerinden, tavırlarından, Kuran ayetleri okunurken ve yaratılış gerçeği anlatılırken bir anda paniğe kapılmalarından hemen anlamak mümkündür.
Kuran'da insanlara rahmet ve müjde olacak, onların dünya ve ahiret hayatlarında kurtuluşlarını sağlayacak her türlü bilgi sahip olmasına karşın, inkarcıların hakkı dinlemekten kaçacaklarını bildiren ayetlerden birkaçı şöyledir:
"Bilen bir kavim için, ayetleri (çeşitli biçimlerde, birer birer) 'fasıllar halinde açıklanmış' Arapça Kur'an (veya okunan) kitaptır; Bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak. Ama çoğu yüz çevirdiler. Artık onlar dinlemezler. (Fussilet Suresi, 3-4)
Onlara: "Önünüzde ve arkanızda olandan sakının, belki esirgenirsiniz" denildiğinde, (dinlemeyip inkara devam ederler). Onlara, Rablerinin ayetlerinden bir ayet gelmeyi görsün, mutlaka ondan yüz çevirirler. (Yasin Suresi, 45-46)
Kuran'da bu konuda Hz. Nuh'un kavmi örnek olarak verilmektedir. Kavimlerine Allah'ı tek İlah edinmelerini, güzel ahlakı yaşamalarını öğütleyen tüm peygamberler gibi Hz. Nuh da kavminin direnişiyle karşılaşmıştır:
Dedi ki: "Rabbim, gerçekten kavmimi gece ve gündüz davet edip durdum. Fakat davet etmem, bir kaçıştan başkasını artırmadı. Doğrusu ben, onları bağışlaman için her davet edişimde, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar, örtülerini başlarına çektiler ve büyüklük tasladıkça büyüklük gösterip-direttiler." (Nuh Suresi, 5-7)
Ayette de bildirildiği gibi Hz. Nuh kavmini türlü şekillerde Allah'a iman etmeye davet etmiş, ancak kavmi onun anlattıklarını dinlememek için her yolu denemiştir. Ancak burada önemle vurgulanması gereken bir nokta vardır. Elçilerin bu davetlerinden yüz çevirenler ve Allah'ın vahyini dinlememek için kulaklarını tıkayanlar, bunu ön yargıları ve şeytanın güçlü telkinleri nedeniyle yapmaktadırlar. Çünkü inkar edenler, daha tek bir kelime dahi dinlemeden, elçilere indirilen kutsal kitapları okumadan, anlatılanlara bir anda karşı çıkarlar. Allah Kehf Suresi'nin 101. ayetinde inkarcıların "Kuran'ı dinlemeye katlanamadıklarını" bildirir. Bu insanlar, inançsızlıktan vazgeçmemeye şartlanmış oldukları için, "zaten dinlesem de vazgeçmeyeceğim" diyerek daha en başından yüz çevirirler.
Oysa böyle bir durumda mantıklı olan, yapılan daveti dinlemek, anlatılanlar hakkında detaylı bilgi edinmek, Allah'ın hak kitabını dikkatlice okumak olmalıdır. Ancak inkar edenler şeytanın "dinlemeyin!" şeklindeki emrine uyar ve daha en başta yüz çevirirler. Çünkü şeytan çok iyi bilmektedir ki, eğer insanlar Kuran'ı samimi bir kalple dinlerlerse üzerlerindeki gaflet hali kalkacak ve açık bir şuurla Kuran'da bildirilen gerçeklerin farkına varacaklardır. İşte bu nedenle şeytan şiddetle insanların Kuran'ı dinlemesini engellemeye çalışmaktadır.
Onun bu tuzağına düşüp, Kuran'ı dinlememek için kulaklarını tıkayanlar bilmelidirler ki, hesap günü kitapları sol yanlarından verildiğinde çok büyük bir pişmanlık yaşayacaklardır. O gün şeytanın fırkasının tek istediği şey ise ölümün herşeyi kesip bitirmesi olacaktır:
Kitabı sol eline verilen ise; o da, der ki: "Bana keşke kitabım verilmeseydi. Hesabımı hiç bilmeseydim. Keşke o (ölüm herşeyi) kesip bitirseydi. Malım bana hiçbir yarar sağlayamadı. Güç ve kudretim yok olup gitti." (Allah buyruk verir:) "Onu tutuklayın, hemen bağlayın. Sonra çılgın alevlerin içine atın. Daha sonra onu, uzunluğu yetmiş arşın olan bir zincire vurup gönderin. Çünkü, o, büyük olan Allah'a iman etmiyordu. Yoksula yemek vermeye destekçi olmazdı. Bundan dolayı bugün, kendisine hiçbir sıcak dost yoktur. İrin ve kan karışımından başka bir yemek yoktur. Bunu da, hata edenlerden başkası yemez." (Hakka Suresi, 25-37)
|