|
|
|
 |
Okunma |
|
210 |
Facebookta Paylaş
Şeytanın insanların Kuran'da anlatılan gerçekleri dinlemelerine, okuyup öğrenmelerine engel olabilmek amacıyla verdiği bir diğer emir ise ''yaklaşmayın, uzak durun'' şeklindedir. Bunun için kendisine tabi olanları, Kuran'ı okuyan, hatırlatan, yaşayan ve Kuran'a davet eden kimselerden uzak tutmaya çalışır. Onlarla birlikte olmanın kendi fırkası üzerinde çok olumsuz bir etkisi olacağına inanır. Çünkü iman edenler Allah'a olan güçlü teslimiyetleri nedeniyle her hareketleriyle, her tavırlarıyla ve her konuşmalarıyla insanlara Allah'ı hatırlatır, güzel ahlaklarıyla çevrelerinde olumlu bir etki yaratırlar. Müminlerle birlikte olan insanlar isteseler de istemeseler de bu olumlu halden etkilenirler ve İslam'a karşı kalpleri ısınır. Oysa bu, şeytanın en istemediği şeydir. Bu nedenle de inkar edenlere iman edenlerden uzak durmalarını, onlarla herhangi bir bağlantıya girmemelerini emreder. Hatta iman edenlere karşı ters, saldırgan, alaycı bir tavır sergilemelerini ister, çünkü böylece aralarında olumlu bir ilişkinin oluşma ihtimalini azaltmış olur. Şeytanın bu güçlü telkini nedeniyle inkar edenler Allah'a iman eden kişilerden uzak durmaya özen gösterirler. Bir kişinin iman ettiğini, Allah için yaşadığını bilmeleri inkarcıların bu kişiden uzaklaşmaları ya da ona karşı kin duymaları için yeterli olur. Çünkü müminler, hatırlattıkları gerçekler nedeniyle inkarcıların din ahlakından uzak yaşamları için manevi bir tehlike konumundadırlar. Kuran'da inkarcıların, Allah'ın ayetlerini zikreden ya da hatırlatan müminlere karşı tavırları şu şekilde tarif edilir:
O inkar edenler, zikri (Kuran'ı) işittikleri zaman, seni neredeyse gözleriyle devireceklerdi. "O, gerçekten bir delidir" diyorlar. Oysa o (Kur'an), alemlere bir zikr (öğüt, hatırlatma, hüküm ve üstün bir şeref)den başka bir şey değildir. (Kalem Suresi, 51-52)
Onlara karşı apaçık olan ayetlerimiz okunduğu zaman, sen o inkar edenlerin yüzlerindeki 'red ve inkarı' tanıyabilirsin. Neredeyse, kendilerine karşı ayetlerimizi okuyanın üzerine çullanıverecekler… (Hac Suresi, 72)
Ayetlerde inkar edenlerin iman edenlere karşı kinleri, şiddetli düşmanlıkları belirtilmekte ve bunun tek nedeninin de Allah'ın ayetlerinin okunması olduğu bildirilmektedir.
İnkarcıların amaçlarından biri de kendileri gibi diğer insanları da din ahlakından uzak tutmak, doğru yoldan saptırmaktır. Bu nedenle de iman edenlere karşı bir sempati besleyen, onlarla görüşmek ve fikirlerini dinlemek isteyen kişileri engellemek için ellerinden geleni yapar, uzak tutmak için gayret gösterirler. Böylelikle Allah'ı ve O'nun ayetlerini hatırlatacak, ölümün yakınlığı üzerinde düşünmelerini söyleyecek, hesap günü ile uyarıp korkutacak ve vicdanlarını harekete geçirecek birilerinin çevrelerinde bulunmasını engellemiş olurlar. Herkes kendileri gibi olduğunda ise Kuran ayetlerinden kaçarak, yaratılış amaçlarını düşünmeden yaşamaları daha kolay olacaktır.
İnkarcıların nihai hedefleri iftiralarla, baskılarla iman edenleri toplumdan uzak tutmak, tüm ilişkilerini kesmektir. Çünkü bu, onların insanları hakka davet etmelerini engellemenin en kesin çözümüdür. Bu konuda Kuran'da verilen örneklerden biri Kehf Ehli'dir. İman sahibi bir grup genç olarak tarif edilen bu kişiler, inkarcı kavimlerinin şiddetli baskıları nedeniyle bir mağaraya sığınmak zorunda kalmışlardır. Kehf Suresi'nde bu kişilerle ilgili olarak şu şekilde bildirilir:
Onların kalpleri üzerinde (sabrı ve kararlılığı) rabtetmiştik; (Krala karşı) Kıyam ettiklerinde demişlerdi ki: "Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir; ilah olarak biz O'ndan başkasına kesinlikle tapmayız, (eğer tersini) söyleyecek olursak, andolsun, gerçeğin dışına çıkarız." "Şunlar, bizim kavmimizdir; O'ndan başkasını ilahlar edindiler, onlara apaçık bir delil getirmeleri gerekmez miydi? Öyleyse Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden daha zalim kimdir?" (İçlerinden biri demişti ki:) "Madem ki siz onlardan ve Allah'tan başka taptıklarından kopup-ayrıldınız, o halde, (dağlara çekilip) mağaraya sığının da Rabbiniz size rahmetinden (bolca bir miktarını) yaysın ve işinizden size bir yarar kolaylaştırsın." (Kehf Suresi, 14-16)
Bunun yanı sıra inkar edenler tarih boyunca peygamberlerin de toplum tarafından destek görmelerini engellemek için türlü iftira ve baskılara yeltenmişlerdir. Bu iftiraların tek nedeni insanların onlardan kaçmalarını, uzaklaşmalarını sağlamaktır. Ancak inkarcılar -aynı Hz. Nuh'un kavmine olduğu gibi- bu yaptıklarından ötürü sadece kendilerini hüsrana uğratmaktadırlar:
Onlar, hem ondan alıkoyarlar, hem kendileri kaçarlar. Onlar, yalnızca kendi nefislerinden başkasını yıkıma uğratmazlar ama şuurunda değildirler. (En'am Suresi, 26)
|