Ana Sayfa Dini Filmler  Dini Hikayeler   Dini BiLgiLer  NaMaz KLip İzLe Arama

islami Chat

   Ana Sayfa
   Dini Sohbet
  Damar Sözler
  Abdest - Gusul
  bedava program indir
  Biraz TebeSSum
  Cennet - Cehennem
  Dantel Örgü - El İşleri
  Dini Film izle
  Dini BiLgiLer
  Dini Chat Hazır Kodlar
  Dini Chat OdaLari
  Dini Chat özel videoLar
  Dini Chat Unreal Özel
  Dini Hikayeler
  Dini Mirc Komutlari
  Dini ResimLer
  Dini Ruya tabirleri
  Dini Sohbetler
  Dinim islam
  Diyet Listeleri
  Dualar
  Edebiyat
  Fikralar
  Güzel Sözler
  Hanım Sahabiler
  Hazir Mesajlar
  iLahi Sözleri
  iLahi Dinle
  islam da Kadin
  Kadın Giyim Takı Moda
  Kurban
  Mahrem Konular
  Mobilya Dekorasyon
  Namaz
  ölum ve Kabir Hayati
  Osmanlı Tarihi
  Peygamberler - Evliyalar
  PratiK BiLgiLer
  Ramazan ve Oruc
  ResimLi Sözler
  Ruh
  Sağlik
  Sesli Siirler
  Sihir Şeytan Ruh
  Siirler
  Yemek tarifleri
  Şifalı Bitkiler
  iletişim
 
sitemap

GogLe sitemap         

 Örtünmemek ayıp mı

Örtünmemek ayıp mı, suç mu, günah mı - - dini sohbet etme siteniz - en sevdiğiniz islami sohbet - youtube`de yayinlanan masal muzik şiir klip ezgi - kaliteli dini chat odalari - islami chat mynet sohbet mirc indir  
 

Okunma

1794
dini sohbet
Tesettür münakaşalarında üç kavram.birbiriyle karıştırılıyor: Ayıpsuç ve günah. Bir söz bir hareket veyabir kıyafet toplumun değer hükümlerine ters düşüyorsa ayıplanıyor. Kanuna aykırı ise suç sayılıyor. Dine muhalif ise günah oluyor.
Örtünmemek ayıp mı, suç mu, günah mı? Bazı kimseler kanuna aykırı olmayan bir şeyin günah da olmayacağını zannederken bazıları “herkesin işlediği bir fiilin günahlıktan çıkacağı” vehmine kapılıyorlar. Bunların her ikisi de fevkalâde yanlış düşünceler.

Ayıp hiçbir zaman gerçeğin ölçüsü olamaz. Fikir düşünce ve hareketlerini sadece çevrenin “ayıp” anlayışına göre düzenleyen insanlar şahsiyetlerini topluma feda etmiş kalabalıklara esir olmuşlardır.

Halbuki toplumun her ayıpladığını “yanlış” yahut her benimsediğini “doğru” kabul etmek mümkün mü? Böyle olsa insanın her toplulukta ayrı bir şahsiyete bürünmesi bukalemun gibi sık sık renk değiştirmesi gerekmez mi?

Batılı bir düşünürün “insan aklının aczini” ortaya koyan şu ifadeleri bu meselemizi ne güzel izah eder: “Bir insanın babasını yemesinden daha korkunç bir şey düşünülemez; ama eskiden bazı kavimlerde bu âdet varmış. Hem de bunu saygı ve sevgilerinden yaparlarmış. İsterlermiş ki ölü böylelikle en uygun en şerefli bir mezara gömülsün. Vücutları ve hâtıraları içlerine tâ iliklerine yerleşsin. Babaları sindirme ve özümleme yolu ile kendi diri bedenlerine karışıp yeniden yaşasın. Böyle bir inancı iliklerinde ve damarlarında taşıyan insanlar için anasını babasını topraklarda çürütüp kurtlara yedirmenin en korkunç günahlardan biri sayılacağını kestirmek zor değildir.”

Şimdi düşünelim: Etrafımızdaki insanların büyük çoğunluğuyoğun propagandalarla böyle bir fikri benimsemiş olsalar biz de toplum ayıplamasın diyerek babamızın etini mi yiyeceğiz? Demek ki “ayıplama” tamamen sübjektiftir; gerçeğe tesir edecek bir faktör değildir. Ayıp telâkki ederek örtünmekten kaçınan hanımefendilerin iddiaları iki kısma ayrılıyor: Birisi: “Örtünmemek niçin günah olsun?” şeklindeki itiraz. Diğeri ise: “İslâm’da örtünmenin olmadığı” tarzındaki şahsî kanaat.

Görünürde aralarında pek fazla bir fark yok gibi geliyor. Ama gerçekte her ikisi de birbirinden ayrı konular. “Örtünmekle de ne olacakmış insan örtünün içinde de yapacağını yapar.” gibi sözlerin sahiplerini araştırırsanız her defasında İslâm’ı layıkıyla bilmeyen veya bildiği halde onun emirlerini yerine getiremeyen birisiyle karşılaşırsınız.

Bu insanlar vicdanlarının derinliklerinde hissettikleri suçluluk psikolojisinden kurtulmak için böyle itirazlarda bulunuyorlar ve tövbe edeceklerine günahlarını meşru göstermeye kalkışıyorlar. Sanki diğer insanları ikna etmekle o sorumluluktan kurtulacaklarmış gibi. Halbuki bir fiil günah ise günah değil ise değildir. Bunun tespitini “kalabalıklar” yapamaz. Örtünme dinde varsa buna kimse “yok” diyemez. Ama hiç kimse de başkalarını bu hususta zorlama yoluna gitmemelidir.

Örtünmenin İslâm’da yeri olup olmadığı meselesine gelince bu hususta nice fetvalar mevcut. Lâkin günümüz Müslümanlarının bir kesimi fetvanın dindeki yerini lâyıkıyla bilmediklerinden doğrudan doğruya Kur’an-ı Kerîm’den âyetler takdim edecek ve bunların tefsirlerinden bazı kısımları aynen aktaracağım.

Cenâb-ı Hak Nûr Sûresinde Peygamberimize (asm.) hitaben şöyle buyuruyor:

“Mü’min kadınlara da söyle gözlerini haramdan sakınsınlar ırzlarını korusunlar ziynetlerini (süslerinin takılı olduğu yerleri) açmasınlar. Zahir olanı (görünmesi zarurî olan yüz el ve ayaklar) müstesna. Baş örtülerini yakalarının üzerine vursunlar (göğüs ve boyunlarını göstermesinler). Ziynetlerini (süs yerlerini) ancak şu kimselere gösterebilirler: Kocalarına yahut babalarına yahut kocalarının babalarına yahut kendi oğullarına yahut kendi erkek kardeşlerine yahut erkek kardeşlerinin oğullarına yahut kız kardeşlerinin oğullarına yahut kendi kadınlarına (Müslüman kadınlara) yahut ellerindeki memlûklere (cariyelere) yahut (şehvetsiz ve kadına) ihtiyacı olmayan uyuntu kimselere yahut henüz kadınların gizli yerlerinin farkına varmamış olan çocuklara.” (Nûr Sûresi 31)

Âyet-i kerime dikkatle okunduğunda şu hususlar tespit edilebilir:

Birincisi: Hitabın mümin kadınlara olması. Yâni örtünme kadınlar için bir imân alâmeti ve sadece mümin kadınlara farz. Mümin olmayan bir insan İslâm’ın emir ve yasaklarından sorumlu değil. Yâni bir kimse öncelikle Allah’ın varlığını kabul edecek Kur’an-ı Kerîm’i Onun kelâmı ve Hz. Muhammed’i (asm.) Onun en son elçisi bilecektir ki İlâhî emir ve yasaklara muhatap olabilsin.

İkincisi: Harama bakmamanın sadece erkekler için değil kadınlar için de söz konusu olduğu. Üçüncüsü: “Ziynetlerin gösterilmemesi”.

Âyet-i kerimede geçen “ziynet” kelimesi üzerinde yapılan tefsirlerden birini özet olarak arz edeyim:

“Ziynet süs eşyası demek ise de tek başına süs eşyasına bakmak hiç kimse için haram olamayacağına göre bundan murat süs eşyalarının takıldığı kulak boyun gerdan gibi yerlerdir. Âyette esas maksat tesettür (örtünme) olduğuna ve hitap zengin-fakir bütün müminlere yapıldığına göre ziynet sadece süs eşyası olarak anlaşılsa âyet sadece zenginlere inmiş olur. Halbuki hitap geneldir “mü’min kadınlara da söyle.” buyurulmaktadır. Bir başka önemli husus da şudur: Kadın için asıl ziynet süs eşyası değil bu organların bizzat kendileridir. Yâni gösterilmesi haram kılınan boyun gerdan gibi azalar kadın için ayrıca birer ziynettirler.” (Hak Dini Kur’an Dili)

Dördüncüsü: Mümin kadınların başörtülerini cahiliye kadınları gibi boyunlarına bağlayıp arkaya sarkıtmak yerine başlarına örtmeleri ve yakalarının üzerine vurmaları.

Bir diğer âyet-i kerimede ise şöyle buyurulur:

“Ey Peygamber hanımlarına kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle elbiselerinden giyip örtünsünler. İşte böyle giyinmeleri tanınıp da (cariyelerden iffetsiz âdi kadınlardan fark edilip de) eziyet edilmemelerine en elverişli olandır. Allah Gafur’dur (çok bağışlayıcıdır) Rahîm’dir (çok merhametlidir).” (Ahzab Sûresi 59)

Bu âyet-i kerimede örtünme açıkça emredilmekte ve bu emrin hikmeti “mü’min kadınların diğer âdi kadınlarla karıştırılarak rahatsız edilmemeleri sarkıntılığa maruz kalmamaları ve ruhlarının eziyete maruz olmaması” olarak beyan buyurulmakta

  Yorumlar

 
Rüyaların tersi mi çıkar


Grup 571 - TaLeaL Bedru iLahisi


GüzeL SöZ/ Biz Kimseyi


İktidarsızlığın 4 nedeni


2012 Bornoz Takımı Modelleri


Adetten Sonra Yıkanmadan Cinsel İlişki


sabah duamız


HayırLı CumaLar Kardeşim


BekLiyoruM


ÖmRüMe


Manyağı Makbuldür


Dibi Tutmasın


Copyright © 2009 mIRCte 2023 Tüm Hakları Saklıdır Dinichat.Net

Desing By eFe