Olmasına olur. Türkiye"de yılladır tesettürlü bayanlar için tasarımlar sergileyen markalar ve modacılar var.
Geçen sene"den itibaren İran İslam Cumhuriyeti de böyle bir gereksinim hissetti ve devlet bütçesiyle “Vatanımın Kadınları” Adlı bir moda festivali başlattı. Bu sene ikincisi de düzenlenen bu festivalde, Modacıların, Tekstilcilerin ve Üniversite öğrencilerinin tasarımları sergilendi.
İran İslam Cumhuriyetinin kanunlarına uygun giyim modellerini gençlere örnek olması umuduyla sergilenen bu kıyafetlerde genellikle geleneksel motifler ve yöresel kesimler mevcut.
Bu festival ne kadar etkili oldu tartışılır, ama burada daha da asli olan bir konu var. O da İslam inancında var olan
“Hicap”
kavramının manası. Tabii o kadar tartışılan bir konu ki biz oralara girmeyeceğiz, Nur suresi 30–31 ayetlerinde Peygamberden mümin kadınlara, gözlerini sakınmaları, iffetlerini korumaları ve ziynetlerini açığa çıkarmamalarını söylemesi istenmiştir. Yani kısaca çok dikkat çekici bir şekilde süslenip püslenmemeleri gerektiğini söyler. Yani tesettür her tarafının kapalı bağlı olmasıyla sınır değildir, süslü püslü olmamak gerekir.
Defilelerde gördüğümüz kıyafetler de genellikle dikkat çekicidir ve elden geldiğince allanıp pullanmıştır.
Çünkü moda bir sektördür, tüketime yöneltir, çıkarını düşünür.
Her mevsim değişir ve dolayısıyla modayı takip eden şahsın gardırobu da gereksiz bir şekilde değişir ve bu da israftır.
Ayrıca Moda"yı takip etmek gittikçe bir rekabete döner ve insan"ı
maneviyattan uzaklaştırıp maddiyata
odaklandırır.
Yani İslam"ın bize getirdikleriyle pek bağdaşmaz moda.
O zaman İslam"ın modası olmaz ve olamaz. Tesettürün de, eğer İslam"ın bir şartı olarak yerine getiriliyorsa, modası olamaz. Ama eğer tesettürlü bayanları hedef olarak seçmiş bir sektör olarak varsa, tabii olur tesettürün modası. Yani yine başa döndük.

